Kayıtlar

KISKANÇLIĞIN ROMANI: ZEHRA

Resim
Zehra, ilk psikolojik roman denemesi olarak kabul edilir. Nabizade Nazım, karakterlerinin psikolojisini okuyucuya geçirmeye çalışır. Dolayısıyla bu karakterler, kendisinden önce yazılmış romanlardaki karakterlerden daha canlıdır. ! Yazının devamında içerikle ilgili bilgiler yer almaktadır ! Romanın başları oldukça sıkıcıdır. Zehra aşırı derecede kıskanç bir kadındır. Nazım, bunu onun genetiğine, ırsiyetine bağlar. Bu natüralizmin bir etkisidir. Zehra'nın annesi de aynı Zehra gibi kıskançtır. Zehra'nın kıskançlığı hastalık derecesindedir. Onun bu durumu babasını korkutmaktadır. Romanın erkek karakteri Suphi ise ayrangönüllü bir gençtir. Zehra'yı daha hiç görmemişken ona âşık olur. Bu halk hikâyelerindeki "görmeden âşık olma" motifini hatırlatır. Suphi, Zehra'ya zaten âşıkken onu ilk görüşünde tekrar âşık olur. Suphi ve Zehra'nın evliliklerinin ilk günleri oldukça iyi geçer. Zehra'nın kıskançlık hastalığı henüz ortaya çıkmamıştır. Ancak zamanla ...

BİR KÖLENİN ÖYKÜSÜ: SERGÜZEŞT

Resim
Bir köle olan Dilber'in hayatının anlatıldığı romanda Samipaşazade Sezai, köleliğe o döneme kadar hiç işlenmemiş bir bakış açısıyla bakar. Kölelik kavramını bu denli işleyen ve eleştiren ilk romandır Sergüzeşt. Öyle ki bu roman, dönemin hükümeti tarafından tehlikeli görülür ve yazarı Sezai'ye göz hapsi cezası verilir. ! Yazının devamında içerikle ilgili bilgiler yer almaktadır ! Romanın başkarakteri Dilber, Kafkasya'dan getirilmiş, 13 yaşlarında bir köledir. Dilber, önce esirlerin sonra sahiplerinin eziyetlerine maruz kalır. Tek isteği özgür bir çocuk olmaktır. Sergüzeşt'ten önceki romanlara baktığımızda kölelerin bu denli eziyet gördüğüne rastlamayız. Hatta Ahmet Mithat, Canan'la birlikte köleliği över ve odalık mevzuunu övünülecek bir şeymiş gibi gösterir. Dilber'e en çok kadınlar eziyet eder ancak Sezai; kadınların, eşleri tarafından dövüldükleri için sertleşip merhametsiz ve neşesiz hale geldiklerini söyler. Onun bu bakış açısı, dönemi için yenidir. ...

YANLIŞ BATILILAŞMA: FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ

Okuması oldukça keyifli bir roman Felatun Bey ile Rakım Efendi. Ahmet Mithat Efendi'nin, hepsi birbirini andıran onlarca kitabından belki de en güzeli. Dönemin insanını yansıtması bakımından oldukça değerli. Ancak edebiyatı "ahlak dersi" olarak gören Ahmet Mithat'ın bu romanı teknik bakımdan -ilklerden olması hasebiyle doğal olarak- kusurludur. ! Yazının devamında içerik hakkında bilgiler yer almaktadır ! Romanında Ahmet Mithat, doğru insan ve yanlış insanı gösterebilmek için iki karakter yaratmıştır. Yanlış insan tipi Batılılaşmayı yanlış anlayan ve yaşayan Felatun Bey'dir. Öyle ki onun ismi bile Batı özentisi olduğunu haykırır (Felatun = Platon). Doğru insan tipi ise Doğu ve Batı kültürünü sentezlemeyi başarmış Rakım Efendi'dir. Ahmet Mithat; Rakım ve Felatun'u sürekli kıyaslar. Felatun'u cahilliğinden ötürü sürekli küçük düşürür. Felatun'un aksine Rakım adeta bir ahlak timsalidir. Felatun Batılılaşmayı yiyip, içip eğlenmek sanır. Babasından ...

İLK EDEBİ ROMAN: İNTİBAH

Resim
"İntibah", Türk edebiyatının ilk edebî romanı. Dolayısıyla her ilkte olduğu gibi İntibah'ta da kusurlar var. Namık Kemal, kendi yarattığı karakterler arasında taraf tutmaktan geri durmuyor. Bu taraf tutma durumu roman ilerledikçe çekilmez bir hal alıyor. Yazının devamında içerikle ilgili bilgiler yer almaktadır! Namık Kemal kahramanlarının psikolojik durumlarını tahlil etmiş, onlara bağlı olaylar yaratmış ve bu olaylar yeni psikolojik tahlillere zemin olmuştur. Ancak Namık Kemal, yer yer bu gidişi aksatarak kendi canlandırdığı şahıslara karşı tavır almıştır. Duygularını kullandığı kelimelere yansıtmıştır. Örneğin; Ali Bey'i aptallıkla suçlarken Mahpeyker için küfür etmekten çekinmemiştir. Dilaşup karakteri ise güzellik ve ahlak yönünden daima övülmüştür. Böylece Namık Kemal'in bir hikaye anlatıcısı olan konumu bir ahlakçı ile yer değiştirmiştir. Namık Kemal seçtiği kelimelerle, yarattığı iki kadın kahramandan Dilaşup'u tercih ettiğini, Mahpeyker'de...